BİZİMLE

İLETİŞİM KURUN

0262 331 85 03

DÜŞÜNCE DEVİNİMİ

Neden düşünce devinimi?


    Düşünce moleküler bir hızdır, Michaux’un söylediği gibi” insan fantastik hızlar sayesinde varlığı mümkün olan yavaş bir yaratıktır” Düşünce, hareketin  en gelişmiş haliyse insan beyninin milyarca sinir hücresi ve bunların aralarında ki  bağlantılarla oluşan devinimi   bir yandan anlama, yorumlama, haz, yaratıcılık vs. sağlarken bir yandan da ruhsal  bozuklukların dışa vurumu olarak  farklı bir şekilde karşımıza çıkar.  Belki bir örnek daha iyi anlatır.

    1994 yılında Nobel alan matematik ve ekonomi alanında çalışan John Forbes Nash’e şizofreni tanısı konulduğunda bir arkadaşı  “senin gibi mantıklı ve akıllı bir adam nasıl olurda uzaylılardan mesaj aldığına inanır?” diye sorar. Nash arkadaşını şöyle yanıtlar “Matematikle ilgili düşüncelerimin kaynağı her neyse, bu düşüncelerimin kaynağı da o, her ikisini de ciddiye alıyorum.”

    Ruhsal bozuklukları tıbbın sahiplenmesi uzunca bir zaman almıştır. Ortaçağ sonlarında Avrupa da ortaya çıkan bir tekneyi hatılatan Michel Foucault “ Kaçınılması olanaksız teknenin  içine hapsedilen deli binlerce kolu olan nehre, binlerce yolu olan denize, her şeyin dışında şu büyük belirsizliğe teslim edilmiştir. Yolların en serbest, en açık olanın ortasında esirdir: sonsuz kavşağa sağlam bir şekilde zincirlenmiş olarak. En mükemmel yolcudur, yani geçidin mahkumudur”  der. Günümüze kadar  ruhsal hastalıklarla birlikte  tanıları, sınıflandırmaları ve tedavilerinin de aldığı yol biraz  Narrenschiff gibidir; büyük kovalamalar ve kapatmalar sonrasında su götürmekte, arındırmakta bazen daha da fazlasını geri getirmektedir.

    Kutsal atfedilen suyun yapmaya çalıştığını psikiyatrist nasıl yapacaktır?  Bu acı veren düşüncelerle ne yapacaktır?  Tekne ya da gemi  simgesinden  imgesel  düzleme nasıl  gelecektir? Daha ilk görüşmede karşısındaki kişiye tanı koyup, ilaç yazıp   “ hasta” damgası koyup gönderecek midir? yoksa tanılar üstü o insan düşüncesinin öznelliğini anlamaya mı çalışacaktır.  Bu noktada çoğu zaman psikiyatristin tercih oluşturulmasına bile izin verilmediği günümüz pratiğinde, “dinlemek için zaman yok, anlamaya da gerek yok”  söylemine  karşı devinime devam…

YAZILARIM